BİR ÇOCUK BİR MAĞARADA BU ŞİİRİ OKUYOR

kapı geliyorlar yazı hiçe sayarak ellerini ovuşturuyorlar bu adamlar siz bilmezsiniz emanete saygısızlık ettiler çok uzun zaman önce kadınları vardı onları mahkum ettiler bir kez olsun düşünmediler ben de tuttum bu şiire başladım su içmeye başlar gibi sakınmasız düşünmedim çünkü sevmem uzun boylu düşünmeyi istemem hesaplı kitaplı mesela bu dize…

ÖLÜM İLAHİSİ

her şeyi izah edeceğim size, yeni baştan anlatacağım her şeyi sabırlı taşlar bulup denizlerde sektirerek, yaşlı balıkçılarla sigara tüttürerek uzun uzadıya, uzay boşluğuna, türklüğe, imanın şartlarına dair ne biliyorsam neyi bilmediğimi biliyorsam, neyi gereksiz buluyorsam, oturup erzurumlu emrah gibi sazımı kaybettim, bu bir; inemem şimdi korkarım dik yamaçlardan, bu iki

AÇIL SUSAM AÇIL

nektarin. yaz bitti soluklandım gölge aradım dedim ne ki kendime eziyet başlar gökyüzü biter vakit vakittir kuşlar kuş uzaktan dokunmak gibi bir kızın parmak uçlarında yükselmesi rüya görüp uyandım kabus görüp uyandım uçurtma görüp uyandım

ÇOK TERLİ YAZ

sokağa çık, üstün başın, kekeme dilinle sokağa çık ve anlat bunu herkese   ölü balık gibi bakan şu kadına, uyuklayan şu yolcuya, şu dakikaya   şu dakikaya istesek sığabilecek resimler var gözü yok ressamların resimleri var   ordan bakınca görünenin, ordan bakınca bir şey görünmez puslu isli bilyeler  

GİRESUN’DA BİRDENBİRE BİR MERDİVEN

ben bu şiiri eninde sonunda yazacağım mustafa, sert bir şey olacak bir merdiveni çıkınca birdenbire bir küçük adayla karşılaşmak gibi olacak dönecek kendine, eğilip bir sarnıca taflan ve lahavle, eğilip kendime bu ne güzel bir an yani bu şiir aslında yani mustafa o gördüğüm silah gibi olacak duvarda asılı

NE YAPSAK?

Eren Safi’ye   birdenbire oluyor bu: derin bir üzüntüye yaslanıp aramaya başlıyoruz kayboluyor bütün yüzler, bütün resimler, her şey her şey bir atımlık barutlarla o yalın gençliğimiz nereye gitti söyleyin aramıza bunca yalanı, buncasını kim soktu, insan ne de çabuk yeniliyor kendimden geçiyorum, bir eski sarhoşluk hali oluyor ve bitiyor…

UZAKTAN KUMANDALI ARABALAR İÇİN İLAHİ

çok mu yordular seni, yorsunlar, iyidir yaşamak için kışa doğru bir uzama bir yalnızlık ortasında liman olan şehirlerin, zulasında şiir olan serserilerin bilemezsin, uçurtmasız bırakan neyse rüzgarları tam da ondan ağlıyorum ben bir ses bulmak önemli, o sesi çoğaltmak, bir kızın babasız kalışı, bir esmerlik önemli uzaktan kumandalı arabası olmayan…

GÜNDÜZCÜ

çetin bir tartışmanın ortasında kaldık gibi geliyor bana, bir sıkıntının ben bu şiiri ordan başlayarak yazmak isterim, kız gibi şiir olur bana kalırsa bana kalırsa en iyi şiir orta ikide uzaktan sevdiğimiz hafta sonu kızlarıdır göğe baktık, salıncak salladık, parka gittik, kırk yaşlarında bir adam gördük parlak montlarımız vardı üzerimizde:…

HİÇ GÖRMEDİM BEN SENİ

“Mehmet Ali’nin anlattığı kayıkçı Yusuf’a” sen o masada oturuyorsun, durmadan uykun geliyor, durmadan çay içiyorsun ben esrarlı bir sabahtan aydınlık bir cumaya ağıyorum biliniyor kim olduğum aklıma güvenmediğim ve biliniyor uzaktayım elma biriktiriyorum pul yerine şimdi burada bir çiçek ismi ansam, yaz gelecek desem, bekleyelim

TEŞEHHÜD

bu hafif yağmur böyle iyi, bu hafif baş dönmesi, bu inceden parasızlık bu arkadaşlar böyle daha iyi, bu yalnızlık, birdenbirelik, bu hız vallahi nemi alınmış kadınlar, duvar halıları ceylanlı falan süryani gibi mert çocuklar bıçaklı çocuklar müslüm de dinlemiyorlar artık uykuları kaçıyor hani yani bu böyle iyi derken büsbütün iyi…

BİRŞEY ANLATAYIM

sana bir şey anlatayım: bir kıyamet sahnesini yerin dehşetli sarsılışını, toprağın kalkışını ve insanın bana ne oluyor deyişini sokakları, tanımsız kalabalıkları, yenmiş ekin tanelerini, kış mevsimini sonra bir geniş meydan bulalım kardeşim, oturup söyleyelim eskiyi ve yeniyi olup bitsin geçip gitsin müzik sussun kadınlar evlerine saklansın biz geldik

ZAMAN İLAHİSİ

plan yapıp emirler veriyor hayaller kuruyorlar, ne kadar da rahat yaşıyorlar zannederek kendilerinden başka biri olduklarını, başkalarını yağmalıyorlar oysa atlarda aranır asalet, karanlıkta aranır ses, sonunda insan savunmasız kalır daha anlatacaklarıma başlamadım bile desem: bir çınarın altı bir yıldızın gölgesi

YİRMİ BİR

çokça sıkılıyorum sazımın talaşları dökülmüş gövdesinden kuş çıkmıyor sakarya  sözlük okuyorum s harfine gelince selamete erişecekmişim belki diye sakarya dördüncü sınıfta el yordamıyla aşık olup haşlanmış yumurta ve sanayağlı ekmekler sakarya nedense adını unutmuşum, sözlüğün s harfinde arıyorum siyah saçlarını sakarya onlar servise biner benim evim yakında ve memur çocuğu…

İSMAİL KILIÇARSLAN

Şair. 1976 yılında Ankara’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini bu şehirde tamamladı. 1993 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazanarak İstanbul’a geldi. İlahiyat eğitimini yarıda bırakarak bu kez aynı üniversitenin İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema bölümüne kaydoldu. İlk şiiri Kaknüs Dergisi’inde yayınlanan şairin, Hece, Yedi İklim, Dergah, Kırklar ve Atlılar gibi dergilerde…