Erdoğan KARA on Kasım 15th, 2011

Şimdi günah ya isyan, küfretmeden kelimeleri sıralamak günah ya
Bana bir yol göster hocam, dilimi çözsün sözcükler
Aksın, hedefini bulsun ama içinde isyan olmasın
Herkes duysun ama kimse alınmasın, incinmesin, sızlanmasın
Fırtına olmasın ama deniz taşsın, rüzgar savursun herşeyi
Beynim çıldırsın ama düşüncelerim pare pare olmasın, süs süs
Bana bir yol göster hocam
Herşey olsun ama şimdi günah olmasın.

İstanbul, 24 Ekim 2011; Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nden bir uluslararası sergi daha: Ergin İnan ve Belçikalı sanatçı dostları Emiel Hoorne ve Enk De Kramer’in eserleri 5 Kasım 2011’den itibaren ziyaretçilerini bekliyor. Açılış tarihi başlangıçta 1 Kasım 2011 olarak belirlenen sergi, Çırağan Sarayı’ndaki yoğunluk sebebiyle 5 Kasım’a ertelendi.

İnsan figürleri, böcekler, kelebekler, gözyaşı damlaları gibi nesneler ve yazıyla bütünleştirdiği kompozisyonları, felsefe oluşturacak bir temel üzerinde betimlenerek, ikonografik ve kültürel imgeler arasında kurulan görsel, simgesel ve mistik ilişkileri yansıtan Ergin İnan desen ve yağlıboya resimleri, Emiel Hoorne dijital işleri ve fotoğrafları, Enk De Kramer ise gravürleriyle bu sergide yer alıyor.

İstanbul’da şimdiye kadar 10’a yakın sergi açan, Türk sanatseverlerin yakından tanıdığı Emiel Hoorne’nin, 2010 yılında İstanbul’da sergilenmiş önemli projesi “Taksim, Oh Taksim” de bu sergiye katılan eserler arasında. Çalışmalarında evrensel gerçeklik illüzyonunu sorgulayıp kültürel göreceliğe hürmet eden bir dünya görüşünü sergileyen ve ülkesinde meşhur bir gravür sanatçısı olan Enk De Kramer’in ise bu Türkiye’deki ilk sergisi olacak.

Bu özel sergi Çırağan Sarayı’nın giriş katındaki Sanat Galerisinde 5 Kasım – 13 Aralık 2011 tarihleri arasında günün her saati ücretsiz olarak gezilebilir. Bilgi için: 0212 327 00 12

 

 

 

Kempinski Hakkında:

 

1897’de kurulan Kempinski Otelleri Avrupa’nın en köklü lüks otel grubudur. Kempinski’nin kusursuz, kişiye özel servis ve mükemmel konuk ağırlamaya dair zengin mirası, mülklerinin ayrıcalıklı ve özgün oluşlarıyla tamamlanmaktadır.

 

Bugün 29 ülkede 66 beş yıldızlı otelden oluşan bir portföye sahip Kempinski, portföyüne Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya’da yeni mülkler eklemeye devam etmektedir. Her mülk, Kempinski markasının gücünü ve başarısını, kişisel mirasını yitirmeden yansıtmaktadır.

 

Kempinski portföyü tarihi simgesel mülklerden, ödüllü şehir otellerinden, olağanüstü kıyı otellerinden ve prestijli rezidasnlardan oluşmaktadır. Her bir otel, misafirlerinin Kempinski markasından beklediği kaliteyi barındırırken lokasyonunun kültürel geleneklerini de kucaklamaktadır.

 

Global Hotel Alliance’ın (GHA) kurucu üyelerinden olan Kempinski, dünyanın en büyük bağımsız otel ittifakıdır.

 

Ek bilgi için irtibat:

Çiler İlhan, Halkla İlişkiler Müdürü ▪

Çırağan Palace Kempinski İstanbul ▪ Çırağan Caddesi 32 ▪ Beşiktaş ▪ 34349, İstanbul

Tel. +90 (212) 259 03 73 ▪ Faks +90 (212) 259 03 72 ▪ ciler.ilhan@kempinski.com

 

Rezervasyon ya da daha fazla bilgi için:

www.kempinski.com/press • www.globalhotelalliance.com

Tags: , , ,

İbrahim Zarifoğlu on Şubat 16th, 2011

Kızgın suratlı gergedanları sevmem

Tuzum yaş bu yüzden

Nerde karnı ağrıyan bir bebek görsem

Bende ağlarım

Büzülür uçan halım.

Karanlıklar kolumu tutar

Aydınlık bir rüyaya çarparım özümü.

Bulut mudur kuş mudur havamıdır us mudur

Read the rest of this entry »

Tags: ,

Damla KARA on Ocak 8th, 2011

Durgun bir ben var bende

Donuk bakışlar var aynadaki ifadesiz yüze

Farkında olmadan ne kadar yorulmuşum oysa daha sadece 18’im

Dizlerimin üstüne çöküp kalıyorum olduğum yerde

Anlam veremediğim o kadar şeyin üstüne …

Sınavdan sınava koştururken ben

Yaşadığım hayat bana başka sınavlarda sunuyor önüme,  peki

Hangisine çalışmalı?

Read the rest of this entry »

Erdoğan KARA on Ekim 23rd, 2010

Tags: , ,

Erdoğan KARA on Ekim 23rd, 2010

Tags: , ,

Erdoğan KARA on Ekim 23rd, 2010

Tags: ,

Erdoğan KARA on Ekim 23rd, 2010
Erdoğan KARA on Eylül 8th, 2010

Çok şizofren bir aşk bu
Ersöz’den alıntılanan
Mektubu henüz yazılmamış
Yazılmamış çünkü okuyanı yok
Oysa anlatılması gerek uzun uzadıya
Dem vurulması gerek, biraz felsefe, biraz mitoloji gerek
Read the rest of this entry »

Tags: ,

İbrahim Zarifoğlu on Temmuz 22nd, 2010

Yeşillikler
Kırmızı çatılarda güneş ısıtıcıları
Araba yıkayan etnik
Kısacık etekler-Enva-i çiçekler
Beyaz mor sarı ve daha niceleri
Bir senfoni serenomisi kuşlar
Balkondan sabah ezanı zeytinleri izinsiz götüren kargalar
Ve denizden bir bulut gibi dalga dalga
Üzerimize aydınlığını dökerek yükselen sabah..

Read the rest of this entry »

Tags: ,

İbrahim Zarifoğlu on Temmuz 1st, 2010

Tatlı bir telaş ruhumda
Yüreğimin sesinde kızıl kıyamet
Üzerime geliyor dev binalar
Yanıbaşımda boynunu bükmüş alicenap çınar
Edalı bir çocuk gibi kuşkonmazlar… Read the rest of this entry »

Tags: ,

Erdoğan KARA on Haziran 12th, 2010

Aç yüreğini
Kızılca kıyamet kopmaz
Sevebildiysen övünç duy
Korkma bisey olmaz.

Tags:

İbrahim Zarifoğlu on Nisan 27th, 2010

Farkındayım artık dizeler nasıl değişiyor..
Nasıl sıyrılıyor kabuğundan
Nasıl renklileşiyor harfler
Anlamlar nasıl farklılaşıyor
Dizilim gelişim iç bilgelik
/Orijinallik/ Özerklik/ Değişim/Evrim
Embrace/
Inspiration/
Özgürlük,yumurtadan civciv çıkarmak ve ya bir damlacık sezgi
Read the rest of this entry »

Tags: ,

İbrahim Zarifoğlu on Nisan 15th, 2010

Varlığın,varlığımız oldu tuttu ellerimizden
Mavi gök kondu bir güvercin gibi minberine
Grift bilmecelerdi sorulan sualler Ey Can !
Tatlı tebessümün çözdü bütün dertlerimizi..

Sözlerin ilahi bir söylem
Andıkça adını sararır benzimiz /tutulur nutkumuz
Varlığın ebedi bir nûr / sönmeyen tutkumuz
Bitmeyen bir gül kokusu oldu hayatımızda..

Konuşurdun Ey Sevgili Resul !
Bahçeden önce , yüzünde açardı nadide güller
Hurma dalları arasından sessizce gelirdi güneş
Meltem olur serinletirdi sinemizi..

Adını anmak hayatımızın bereketi
Veçhin rüyalarımızı süsleyen en nadide çiçek
Bir sade sünnetinden bahsetmek
Sevincimizi artıran bayramdı Ya resulallah.

Read the rest of this entry »

Tags: , ,

Erdoğan KARA on Şubat 24th, 2010

Şimdi kor bu ben, kendim; ve sen yoksun ya gerçekten
Neler neler yok olur hayatımda bir bilsen
kırk katır mı kırk satır mı bana dersen, ikisi de derim
kendim buldum ya kendim ederim, koy ki ‘etti buldu’ desinler
yemin ederim, kaç kefaret gerekirse gereksin, al işte
içimde kaç dönüşü olmayan gidiş varsa o kadar dönüşüm vardır sana

Read the rest of this entry »

Tags: ,

İbrahim Zarifoğlu on Şubat 16th, 2010

İşte içimde tutuşan saman alevi
Yazgısını yarına erteleyen şafak
Kin kokan merhaba /ateşi zemheriye dönen ocak
Köşede mahzun sardunya
Dalları renge bulanmış.
 
Koca derviş Yunus
Aziz Mahmut Hüdaî /karşı kıyıda yuşa
Kış çıkıp gitti odamızdan
Ruhumuz nurdan heykel
Yüzümde temmuz sıcağı.
 

Read the rest of this entry »

Tags: ,

İbrahim Zarifoğlu on Şubat 4th, 2010

İstanbul’u beklerim her akşam kıyılarında
Uysal boğaz mavisi olur bakışlarım
Yakamoz koyarım avuçlarıma
Sıyrılır ruhum bedenimden
Dostların hiç haberi olmaz..
 
Rumeli Kavağında eser bir deli poyraz
Gelir aklıma Kanlıca da cinci Niyazi
Kandillide sönmeyen kandil olurum.
Damlar yıldızlardan bin çeşit ışıklar gözüme
Yüreğim bi-perva/ Rüzgâra inat /
Duygularım yedi tepede /
savrulurum..
 

Read the rest of this entry »

Tags: ,

İbrahim Zarifoğlu on Şubat 4th, 2010

Serviler yalnız değildir: Girift bir hüzün kokar
Eteklerinde sessizdir dostlar.
Zaman narin bir kuştur hep konar dallarına
Düşerken her gün yeni ömürler sessiz tarlalarına 
Minik tepelerine uğrar asude mevsimler
Zemheri çökse kıyılarına hem kar yağsa üşümez burada eller
Burada bir garip yazılır bir garip anılır isimler/

Read the rest of this entry »

Tags: ,

İbrahim Zarifoğlu on Şubat 4th, 2010

Islatmakta bizi bir can gibi Çamlıca’dan gelen yağmur
Titremekte kalbimiz seni andıkça her dem Topkapı
Bir alev olmada ruhumuz değişmede kandillide ufuk
Sen ki gönlümüze nurdan bir taht kurdun
Sensiz ne yapsak be İstanbul..
 
Keşmekeş duygular nedendir hep geceleri misafirimiz olur/
Yıldızların yanıbaşımızda avare turkuaz
Tutarak gündüzlerin aydınlık perçeminden
Gelir oturur yanımıza tarifsiz sıska yalnızlık

Read the rest of this entry »

Tags: ,

Erdoğan KARA on Ocak 22nd, 2010

Maraşlı Zarifoğlu sülalesinden. Anne tarafı 1800’lü yılların başlarında Kastamonu’dan İstanbul’a göç etmiş bir aile. Hanoğulları ismi ile maruf. 1957 Şubat’ında, İstanbul/Fatih/Hırka-ı Şerif’te dünyaya geldi. İstanbul’un sur içini ve dört cephesini iyi bilen şairin bu şehre ait anıları duygulu ve çok zengindir. Hayatının dem tutan anları hep bu mübarek şehirde gizlidir. Babasının asker oluşu, bu cennet vatanın çok köşesini görme imkanını verdi. Read the rest of this entry »

Tags: ,

Please enter Google Username or ID to start!
Example: clip360net or 116819034451508671546
Title
Caption
File name
Size
Alignment
Link to
  Open new windows
  Rel nofollow