Etiket arşivi Melek Demir GENCO

ileErdoğan KARA

ARAYIŞ… BULUŞ

AhaşenBeyaz bir atın yelesine tutunup
Bembeyaz, apak bir düşe sarınan
ve
Kar beyazı bir dağın tepesine savrulan
Sevgili…
Devamını oku

ileErdoğan KARA

İHANET

İhanet, altın saplı bir hançerdir

……….

Geldin med,

Gittin cezir..

Devamını oku

ileErdoğan KARA

YİTİK BİR KIZIM BEN

Yitik bir kızım ben

Bu Şehr-i Stanbul’da.

Sokaklarında

Adımlarım saklı

En tazesinden.

Devamını oku

ileErdoğan KARA

ÖLÜ SEVGİLİYE AĞIT

Adın

Boynumda bir yağlı ilmek.

Hangi yöne dönsem

Bir harf daha eklenir

Fermanıma..

Devamını oku

ileErdoğan KARA

ERGUVANLAR SERİN ÜSTÜME

Erguvanlar serin üstüme.

Hayallerimi soyun,

Baş ucuma koyun..

Devamını oku

ileErdoğan KARA

SENİ GÖRSEM

Seni görsem, sanki bütün dertlerim bitecek aşkım!

İçim açılacak, gönlüm sevinecek

Tekrar bir küçük kız olacağım

Devamını oku

ileErdoğan KARA

SEN OLSAYDIN BUNLARIN HİÇBİRİ OLMAZDI

Sen olsaydın, öyle ulu orta kimse kapımı çalamaz,

Bin sıkıntı;

Bin bir üzüntüyle kalbimi parçalamazdı.

Sen olsaydın korurdun beni, kollardın!

Sen olsaydın

Resminle konuşmaz,

Resmine sarılmaz,

Devamını oku

ileErdoğan KARA

ÖLÜ KIZ

Irmak kenarında çınar ağacı

Ölü genç kıza gölge olur gün boyu.

Kız sabahlara kadar dolaşır

Köy sokaklarında.

Arar ayakkabısının tekini,

Bulamaz.

Devamını oku

ileErdoğan KARA

SEN GİTTİN

sen gittin 

uzun bir yola yola….

cebinde,

yaban atlara vermek için sakladığın akide şekerleriyle…

 

Devamını oku

ileErdoğan KARA

GÜCÜME GİTMEZ İDİ

Gücüme gitmez idi kafir kast etse bana / Dost elinden kalkan hançer gönlümü bizar eyledi

Seher vakti namazında
Namazında, niyazında
Hem kışında, hem yazında
Kurban olam,yar sana ben..

Gökyüzünde turna olsam
Göllerinde suna olsam
Çeşmelerde kurna olsam
Kurban olam yar sana ben

Devamını oku

ileErdoğan KARA

MELEK DEMİR GENCO

(68 yılında Osmaniye’de doğdum…Yağmuru çok olurdu memleketimin..Çinko damdaki pıtırtıları dinleyerek uykuya dalardık çoğu kez..Sarı sıcak yazların uzunluğunda, kızartma kokularını, minarenin tepesinden düşen serçe yavrularına mezar yapmayı, portakal çiçeklerinden kolyeyi,elimizdeki incecik çubukla kumlardan örümcek çıkarıp, tesbih böceklerini yuvarlamayı öğrendik küçükken..Bir de portakal kabuğunu saçlarımıza sürersek saçlarımızın uzayacağını yağmurda..Sonra küçücük kardeşimin ölü bedenini, çırçıplak bir tahta teneşire yatırıldığını, havanın çok soğuk olduğunu, kardeşimin üşüdüğünü, onun yerine benim ölmem gerektiğini, ölünün nasıl bir şey olduğunu anlamak için nefesimi uzun uzun içime hapsedip tuttuğumu, kardeşimin acısından damlara çıkıp ağladığımı, öylece uykuya daldığımı biliyorum bir de…Sonra zaman geçti…Zaman bir kez, bir kez daha geçti..Hala bir yerlerde bebeler ölüyor, hala bir yerlerde bir annenin kalbi sızlıyor en ince yerinden ve hala hayat devam ediyor…)

ileErdoğan KARA

YOLCULUK

serin bir kuş geldi gökyüzünden
kanatları bin bir renk,
bin bir emekle boyanmış
küçük, kızıl gagalı
mini mini bir serçe.

Devamını oku