|
serin bir kuş geldi gökyüzünden kanatları bin bir renk, bin bir emekle boyanmış küçük, kızıl gagalı mini mini bir serçe.
"uyan artık yiğidim, kervan yola çıkmak üzere bak denkler hazırlandı. zeytinyağı küfeleri, sarı saçlı tazelerin doldurduğu gözyaşı şişeleri. kınalı parmaklı anaların hazırladığı bohçalar. beylerin, paşaların onca saltanatlı, mühürlü, dümbelekli hediyeleri yüklendi develere..
sen burada uyuma... kalk.. önlerinin ışığı yol... iz bilmez yolcuların zühre yıldızı. ağaçlardaki yosun. failatün, failkatun, failun giden develerin ayak izi. sarı sıcak çöllerdeki soğuk su serabı. hurilerin tülü, gözlerinin sürmesi, gönüllerinin neşesi ol!
Hadi kalk..
sensiz yolunu bulamaz bu kervan. yiter gider, nice yiğit yutmuş, nice güzel yok etmiş, nice deve çökertmiş, nice kartal uçurmuş bu çöl..
Sen olmazsan ölür hepsi.. aç, susuz nefessiz, yönsüz kalır.
Hadi uyan!
bebeler yolun gözler.. huriler tanrıdan seni diler. leventler bıyıklarını sıvazlayıp, sana hased eder
hadi yiğidim, hadi . yoluna kurban boyuna hayran olduğum şehzadem. kervan düzüldü.. eşkin eşkin gidecek tüm mahlukat bilinmeze n'olur... aç gözünü aç ve beni de yedeğine al!
cıvıl cıvıl şarkılar söylerim sana derdini dinler. sırrını kimseye demem. aş istemem, ekmek istemem, sadece göğsüne, gönlüne sarmala beni. arada bir çıkar okşa beni, sev yüreğinin tıpırtısı ninni gibi gelir bana.
hadi sevgilim, hadi yiğidim uyan! bak kervan yola çıkıyor..
|