|
her şeyi izah edeceğim size, yeni baştan anlatacağım her şeyi sabırlı taşlar bulup denizlerde sektirerek, yaşlı balıkçılarla sigara tüttürerek uzun uzadıya, uzay boşluğuna, türklüğe, imanın şartlarına dair ne biliyorsam neyi bilmediğimi biliyorsam, neyi gereksiz buluyorsam, oturup erzurumlu emrah gibi sazımı kaybettim, bu bir; inemem şimdi korkarım dik yamaçlardan, bu iki ne de olsa penceresi örülmüş evlerde bize düşer hayal etmek cinnet geçiren rum kadınlarını şimdi sorsam söylemezler ben ne yakışıklıyım, ne kadar benziyorum kendime sorsam, ormanların, cambazların, takma gözlü kedilerin serencamını sorsam, bir gizli bakıştı ben onu orada buldum bırakmadığım yerde buldum ben onu sorsam, sevgili hane halkı, kalabalık sevgili, nedir gelecek olan ve nedir gelecek olan hem ben açık açık anlatamam, ağaçları anlatamam, defne yapraklarını, bulutları rüzgara karşı, çarşılı karşı, karşılı ikinci, çarşı yeni, döndüm ırmaklardan sağım solum numara göklerde biriken o işveli sular birazdan üstümüze başımıza, ah bizim başımıza bizim bizim başımıza, yakındır, bir gelecek var, işte bundadır çapraz astım ya tüfeklerimi yokladım öyle olurmuş yoklarmış insan kendini bilirmiş ölmeye yakın geçen cenaze arabalarından bir ders çıkartmaya çalışarak ölmeye yakın bir kadının uzunca sinirli parmakları bir kadının işte ben öldüm sıra sende sırası gelen, ipten atlamak için beklerdi, neydi ölüm: bir masal, neydi masal: ben bilmem bilen bilir felsefe yitiktir, bizim memleketin malıdır, şiire benzer, yoktur alıcısı salma saldım rüzgara, uçurtma sandım meğer kayan yıldızmış meğer şarkıları bu orkestra söylemeye başlarmış gecenin bir yarısı prova küdüm, ney, top atışları, devlet töreni ve dizlerini ovuşturan bir yalnız bir adam bir paltolu alkışlıyor ölümü, çünkü biliyor, okşuyor kadim dostu çomarın geçmeyen yarasını
|