|
Erdoğan Kara
Boğaziçi Üniversitesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü (1990)
Şavşat (Artvin) yöresinden derlediğim maniler yöre folklorunu araştıranların üzerinde en çok çalıştıkları konulardan biridir. Ancak hepsi de bu çalışma gibi büyük eksiklerle doludur. Bu çalışmada kafiye düzeninin bozulmaması için kelimelerin "yöresel söylemi" esas alındı. Gerekli yerlere dipnotlar düşüldü. Manilerin sıralamasında değerli hocamız Prof. Dr. L. Sami Akalın'ın kullandığı yöntem kullanılaanarak manilerin üçüncü dizelerini sıralamada esas alındı.
Mendilim paralıdır,
etrafı turalıdır.
Aç kapıyı nazlı yâr,
yüreğim yaralıdır.
Mendilim paralıdır,
etrafı turalıdır.
Aç kapıyı sevdiğim,
yüreğim yaralıdır.
Hana indim han değil,
penceresi cam değil.
Açtım baktım yorganı.
Kıyılacak can değil.
Maniye hoşum gelir,
ağlarım yaşım gelir.
Ağır kaldır meftamı,
belki kardeşim gelir.
Gül dalından kuş uçtu,
mendilim suya düştü.
Ağla gözlerim ağla,
ayrılık bize düştü.
Pencereden kuş uçtu,
mendilim suya düştü.
Ağla gözlerim ağla,
ayrılık bize düştü.
Ayvalar çiçeklendi,
çiçekler pürçeklendi.
Ağla gözlerim ağla,
ayrılık gerçekleşti.
Maniye hoşum gelir,
ağlasam yaşım gelir.
Ağla gözlerim ağla,
belki yoldaşım gelir.
Maniye hoşum gelir,
ağlasam yaşım gelir.
Ağla gözlerim ağla,
belki kardeşim gelir.
Beyaz inci düzümdür,
kabalağım uzundur.
Ağlama kömür gözlüm,
geleceğim güzündür.
Deryaya gemi geldi,
gönlümün yemi geldi.
Ağlamiyem de nedem,[1]
ayrılık demi geldi.
Bu dere yılan olsa,
derdimi bilen olsa.
Ağlarım zarı zarı,
gözyaşım silen olsa.[2]
Karşıda gül gezdiren,
gülü melül gezdien.
Ah desin kan tükürsün,
arada dil gezdiren.
Terek üstünde şamdan,
indir perdeyi camdan.
Al hançeri vur bana,
Ben de bıktım bu candan.
Ata vurdum eyeri,
Yok yarimin değeri,
Al yanaklar üstünde,
sanki gördüm seheri.
Denizin kenarında,
yitirdim bıçağımı.
Aldılar sevdiğimi,
yıktılar ocağımı.
Bu derenin uzunu,
kıramadım buzunu.
Aldım Çerkes kızını,
çekemedim nazını.
Aşık der hama derdim,[3]
sığmıyor dama derdim.
Altmış katır yüz deve,
götürmez fiam' a derdim.
Ayağımda çoraplar,
beyaz koyun yünüdür.
Ana ben gidiyorum,
ağlamanın günüdür.
Bahçenin kapısını,
açamıyorum yâre,
Anama duyurmuşlar,
kaçamıyorum yâre.
Ay akşamdan ışıktır,
sini dolu kaşıktır.
Anası bilmez ama,
kızı bana aşıktır.
İndim kuyu başına,
başım değdi taşına.
Anası kurban olsun,
kızının oynaşına.
Yamaçtan gel yamaçtan,
leçeğim düştü baştan.
Andır kalasın leçek,
ayırdın arkadaştan.
Mendilim gölde kaldı,
dolandı dalda kaldı.
Andır kalsın ayrılak,
sevdiğim orda kaldı.
Bahçelerde atlı ya,
gel atlıya atlıya.
Annem beni verecek,
göğsü kıravatlıya.
Bahçenin kapısını,
açamıyorum yâre,
Anneme duyurmuşlar,
kaçamıyorum yâre.
Yanacak,
ya baltadır ya nacak.
Aşk oduna düşenler,
mahşere dek yanacak.
Gökten zenbil iniyor,
pırıl pırıl dönüyor.
Ateş misin be yârim,
seni gören yanıyor.
Düzde büyük ev yaptın,
çıktın peginden baktın.[4]
Ateş misin sevdiğim,
niçin canımı yaktın.
Karşıda durdun yeter,
bıyığın burdun yeter.
Babam sana kız vermez,
boyumu gördün yeter.
Sahanda buğday unu,
demirlidir demirli.
Babam sana kız vermez,
yeminlidir, yeminli.
Al aşağı vur dizi,
baban görmesin bizi.
Babanın kesesine,
sayacağım beş yüzü.
Ay akşamdan ışıktır,
sini dolu kaşıktır.
Babası halt eylemiş,
kızı bana aşıktır.
Aşık der ağlamaktan,
Bağa su bağlamaktan.
Bağda yaprak kalmadı,
yarama bağlamaktan.
Bir ay doğdu ışıktır,
evleri karışıktır.
Babası halt eylemiş,
kızı bana aşıktır.
Para cebimde çil çil,
saçlarım oldu kırcıl.[5]
Baht sarayım kapalı,
açıl kilidim açıl.
Karşıda oturanlar,
derdimi artıranlar.
Bana bir yol gösterin,
Sevdadan kurtulanlar.
Karanfilin özümü,
kınamayın sözümü.
Beklerim yar yolunu,
belki görem yüzünü.[6]
Bir ay doğdu Pasin'den,
bulutun ortasından.
Ben bir güzel sevmişim,
mehlenin ortasından.[7]
Pencerede perde ben,
yine düştüm derde ben.
Ben bu dertten ölürsem,
nasıl yatem yerde ben.[8]
Dağlar dağladı beni,
gören ağladı beni.
Ben feleğe neyledim,
ipsiz bağladı beni.
Deniz kumsuz olur mu?
suyu tuzsuz olur mu?
Ben hakime danıştım,
yiğit yârsiz olur mu?
Başındaki yazmanın,
sırmaları solmaz mı?
Ben ki severim seni,
sen de sevsen olmaz mı?
Bana mani desene,
şeker, şerbet yesene.
Ben maniden usandım,
karşılığın versene.
Karanfil dal dal oldu,
döküldü den den oldu.[9]
Ben öyle şey bilmezdim,
ayrılık senden oldu.
Eriği sökme yârim,
bahçene dikme yârim.
Ben seninim, sen benim,
kasavet çekme yârim.
Bu dağın arısında,
mum yanar darısında.
Ben yâri kurban ettim,
gecenin yarısında.
Niçin kondun a bülbül,
bahçemdeki asmaya.
Ben yârimden ayrılmam,
götürseler asmaya.
Mani mani men atem,[10]
altın atem, gül tutem.[11]
Ben yârime kavuşem,[12]
altı ay oruç tutem.
Kahve içtim fincandan,
kenarları mercandan.
Ben yârimi severim,
hem yürekten, hem candan.
Ayva satarlar ayva,
sordum kilosu kaça?
ben yârimi tanırım,
açık yaka, bol paça.
Arpa ektim duvara,
sıçradı çıktı nara,
Benden selam götürün,
O kalem kaşlı yara.
Ayvanda durdun yeter
Bıyığın burdun yeter
Beni sana vermezler
Boyumu gördün yeter
Karşımda durma yiğit,
bıyığın burma yiğit.
Beni sana vermezler,
dal gerdan kırma yiğit.
Karşıda yeni yapı,
sallanır demir kapı.
Beni sebep olanlar,
dilensin kapı kapı.
Kaşların karasına,
gül koydum arasına.
Beni yârdan ayıran,
çıkmasın haftasına.
Karşıda yeni yapı,
beş pencere beş kapı.
Beni yârdan ayıran,
dilensin kapı kapı.
Bu dağın ardı meşe,
gün kalka gölge düşe.
Beni yardan edenin,
evine şivan düşe.[13]
Kayalar kertilmesin,
yemenim yırtılmasın.
Beni yârdan edenler,
can verip kurtulmasın.
Atım atlar içinde,
nalı parlar kıçında.
Benim bir sevdiğim var,
gezer beyler içinde.
Elmas yüzük parmakta,
çifte ben var yanakta.
Benim bir sevdiğim var,
fiu karşıki konakta.
Katar gider,
dizilir katar gider.
Benim bu nazlı turnam,
dert derde katar gider.
Cebimden ayna düştü,
karıştı gazellere.
Benim eski huyumdur,
bakarım güzellere.
Çayır üstünde çimler,
elif üstünde mimler.
Benim gönlümde sensin,
senin gönlünde kimler.
Dumanlı havalarda,
yittim sevdiğim yittim.
Benim için ağlarsın,
ben gurbete mi gittim.
Akşam arada kaldı,
fitil yarada kaldı.
Benim o kömür gözlüm,
bilmem nerede kaldı.
Derede değirmenim,
taşı var da bendi yok.
Benim sevgili yârim,
adı var da kendi yok.
İnce çubuk uzadem,[14]
ırak yolun gözedem.[15]
Bey mendi yiğidim,
seni kime benzedem.[16]
At başının beyazı,
geldi dağların yazı,
Beyaz gerdan üstünde,
kılsam sabah namazı.
Akşam aşmış gidiyor,
aklı şaşmış gidiyor.
Beyaz leçekli yârim,
dağlar aşmış gidiyor.
Karşıda mermer taşı,
sevdiğim bölük başı.
Bezedim yola vurdum,[17]
felektir arkadaşı.
Karşıda kuş oturur,
kuş kuşa yem götürür.
Bıldır ki şen gönlümde,[18]
bu yıl baykuş oturur.
Sırt üstünde tencere,
güneş ile kaynasın.
Bırakın sevdiğimi,
benim ile oynasın.
Saçım sarı, ben sarı,
askere verdin yâri.
Bileydim ayrılık var,[19]
ağlardım zarı zarı.
Giderim izlerinden,
kan damlar gözlerimden.
Bileydim ayrılık var,
öperdim gözlerinden.
Güvercin havadadır,
el değmez yuvadadır.
Bir elim yâr koynunda,
bir elim duadadır.
Aras'a vurdum testi,
Aras yol verdi geçti.
Bir emmim oğlu vardır,
onun da çağı geçti.[20]
Bir yâr gördüm leğende,
selvi boyun eğende.
Bir gördüm bir de görsem,[21]
ak memeler değende.
Bir yâr gördüm ağ alır,
bahçe verir bağ alır.
Bir gördüm bir de görsem,
cümle yanım sağalır.[22]
Bu dağlar olmasaydı,
çiçeği solmasaydı.
Bir ölüm bir ayrılık,
ikisi olmasaydı.
Pınar başı pıtırak,[23]
gel beraber oturak.[24]
Bir sen söyle, bir de ben,
bu sevdadan kurtulak.[25]
Deniz üstünde mildir,
bizi söyleten dildir.
Bir sen söyle bir de ben,
görelim dertli kimdir.
Kale kaleye karşı,
kalenin ardı çarşı.
Bir tomurcuk gül olsam,
açılsam yâra karşı.
Bahçede hanımeli,
altında yeşil halı.
Bizi ayıranların,
dağ gibidir vebali.
Meşe meşeye benzer,
meşe köşeye benzer.
Bizim köyün kızları,
altın gümüşe benzer.
Meşe meşeye benzer,
meşe köşeğe benzer.
Bizim köyün kızları,
yünlü döşeğe benzer.
Sağım gel,
ölmemişim sağım gel.
Boynumda gam zinciri,
gurbette tutsağım gel.
Pencerede perde ben,
yine düştüm derde ben.
Böyle garip ölürsem,
nasıl yatem yerde ben.[26]
Elde fincan gezdirir,
kolda mercan gezdirir,
Böyle yârdan ayrılan,
bir kuru can gezdirir.
Karşıda kuş oturur,
kuş kuşa yem götürür.
Bu benim mektubumu,
yârime kim götürür.
Saatımın kordonun,[27]
suya batıramadım.
Bu delirmiş gönlümü,
yola getiremedim.
Mektup yazdım alasın,
okuya da gülesin.
Bu mektubun üstüne,
durmaya da gelesin.
Bir ay doğdu kenarsız,
niçin beni kınarsız?[28]
Bu uzun gecelerde,
sabah olmuyor yârsız.
Saatimin kordonun,
suya batıramadım.
Bu yıkılmış gönlümü,
yola getiremedim.
Pencerede şişem yok,
içinde menekşem yok.
Bugün yâri görmedim,
onun için neşem yok.
Pencerede şişem var,
içinde menekşem var.
Bugün yâri görmüşüm,
onun için neşem var.
Bu dağın ardındayım,
garipler yurdundayım.
Burda bir garip ölmüş,
ben onun derdindeyim.
Bostan ekili kaldı,
çeper çekili kaldı.
Burda bir garip ölmüş,
evi dökülü kaldı.
İkimiz emmi kızı,
sen koyun ol, ben kuzu.
Çıkak dağlar başına,[29]
konuşak derdimizi.[30]
Aşık der ki taş taşı,
hibal tutmaz taş taşı,[31]
Çirkin ile bal yeme,
güzel ile taş taşı.
Yaza yaza yaz geldi,
çarşıya kiraz geldi.
Daha çok yazacaktım,
mürekkebim az geldi.
Mektup yazdım kış idi,
kalemim gümüş idi.
Daha çok yazacaktım,
parmaklarım üşüdü.
Karşıda kalacılar,[32]
kıratını kamçılar.
Dediler yârin geldi,
Hani ya yalancılar!
İndim çayır biçmeye,
soğuk sular içmeye.
Dediler yârin gelmiş,
kanat vurdum uçmaya.[33]
Sallandım girdim bağa,
başım değdi yaprağa.
Dedim bir murat alem,[34]
tezden girdin toprağa.[35]
Bu dağ o dağı tartar,
gün geçer derdim artar.
Derdimin dermanısın,
gel beni dertten kurtar.
Deryalar dalgalandı,
gözlerim halkalandı.
Derim derdim eksilsin,
Arttı, ziyadelendi.
Aşık amansız yandım,
kaşı kemansız yandım.
Deryada bir gül bitmiş,
O da der susuz yandım.
Yandı canım,
od düştü yandı canım.
Desem el kınar beni,
demesem yandı canım.
Mani mani men açtım,
mani defterin açtım.
Dilimle diyemedim,
maniyle helallaştım.
Mani mani men açtım,
mani kitabın açtım.
Dilimle diyemedim,
kalbimden helallaştım.
Kızlar bir mani deyin,
içinde beni deyin.
Diye diye usandım,
siz de karşılık verin.
Çekmecenin kilidi,
akşam gelen kim idi?
Doğru söyleyin dostlar,
yâr benle değil miydi?[36]
Odanda hasır benim,
kapında esir benim.
Doğrul da bak yüzüme,
neremde kusur benim.
Peşkir astım direkten,
doktor gelsin ıraktan.
Doktor bana kâr etmez,
benim yaram yürekten.
Bu dağları kar aldı,
gül dibini har aldı.
Ecele borçlu kaldım,
bir canım var yâr aldı.
Kayadan atın beni,
kızlara katın beni.
Eğer kızlar almazsa,
bir esir satın beni.
Karşıda kara kedi,
ağzında keklik eti.
Eğer yari almazsam,
yıkarım memleketi.
İnce çubuk içte gel,
ince yola düş de gel.
Eğer yolu bilmezsen,
Kervana karış da gel.
Çayı geçtim az kaldı,
kamış biçtim, saz kaldı.
Eğlen ey deli gönül,
kavuşmaya az kaldı.
Sini dolu şekerim,
içinizde dilberim.
Ekşitme yüzün gözün,
misafirim giderim.
Gel benim atlı yârim,
örtülü, katlı yârim.
El içinde küskün ol,
tenhada tatlı yârim.
Çama çıksam çam titrer,
neşter vursam kan titrer.
El oğlu benim neyim,
her görende can titrer.[37]
Kalenin ardındayım,
saatin dördündeyim.
Eller derin uykuda,
ben yârin derdindeyim.
Ah ineğim ineğim,
boynuzları döneğim.
Eller kardeş dedikçe,
yanar benim yüreğim.
Çayıra basma yârim,
gel benim yosma yârim.
Eller ne derse desin,
sen benden küsme yârim.
Değirmen sala benzer,
altı sandala benzer.
Ergen kızın memesi,
erimiş bala benzer.
Altın bıçak yaptırdım,
sapından tutulacak.
Ergenlerin günahı,
kızlardan sorulacak.
Bu dağlar kömürdendir,
geçen gün ömürdendir.
Feleğin bir kuşu var,
pençesi demirdendir.
Aşık der ki o yardan,
su akmıyor o yardan.
Feleğin devri yardan,
Ayırır yarı yoldan.
Gülen az,
bülbül eyler güle naz.
Feleğin kaidesi bu,
ağlayan çok, gülen az
Armut dalda, dal yerde,
bülbül ötmez her yerde.
Felek bizi ayırdı,
her birimiz bir yerde.
Kalenin burcu muyum,
dil bilmez Gürcü müyüm.
Felek gözün kör olsun,
ben gurbet harcı mıyım.
Menekşe meşelerde,
gül yağı şişelerde.
Felek gözün kör olsun,
kaldık dip köşelerde.
Bu dağın oylumuna,
kuş konar yaylımına.
Gel hakkın helal eyle.
geldik yol ayrımına.
Kale kaleye karşı,
kalenin dibi çarşı.
Gel barışak sevdiğim,[38]
dosta düşmana karşı.
Meni meni mendilden,[39]
mumlar yanar kandilden.
Gel oturup konuşak,[40]
sen dudaktan, ben dilden.
Beyaz giyme toz olur,
sarı giyme söz olur.
Gel yeşiller giyelim,
muradımız tez olur.
Çiçekler çiçeklendi,
çiçekler pürçeklendi.
Gelin dostlar görüşek,[41]
Ayrılık gerçeklendi.[42]
Aşık der o da yansın,
od vurun oda yansın.
Gidin söylen o yara,
ben yandım o da yansın.
Gitme gitme bayandır,
kalbim sana ayandır.
Gidişen kurban olem,[43]
gelişin ne yamandır.
Değirmen elli melli,
kapısı altın telli.
Gireydim yâr koynuna,
çıkaydım terli merli.
Elma attım çayıra,
şavkı vurdu bayıra.
Gökte nikâh kıyıldı,
yerde kimler ayıra.
Bu dağın karı bitmez,
gönlümün zarı bitmez.
Gönlüm bir çil güvercin,
her yâri kabul etmez.
fiişede zeytin yağı,
görünür Kaşkar dağı.
Gören maşallah desin,
kimin var böyle yâri.
Odaya serdim halı,
yârim karanfil dalı.
Gören maşallah desin,
kimin var böyle yâri.
Mektup yazdım köşeli,
içi gülle döşeli.
Gözüm yaşı kurumaz,
yârdan ayrı düşeli.
Aşık der ağlamaktan,
bağa su bağlamaktan.
Gözümde yaş kalmadı,
yârime ağlamaktan.
Dağlar, siz ne dağlarsız,[44]
kardan terek bağlarsız.[45]
Gül sizde, çiçek sizde,
yine yâr der ağlarsız.[46]
Tahtayı oyamadım,
ayağım koyamadım.
Gül yüzlüm, kömür gözlüm,
ben sana doyamadım.
Armut dalda sallanır,
sallandıkça ballanır.
Güzellerin koynunda,
ölü adam canlanır.
Karanfili budama,
sefa geldin odama.
Hakikatli yâr isen,
elçi gönder babama.
Gidene bak gidene,
boyu benzer fidana.
Hem sana kurban olam,[47]
hem seninle gidene.
Çay aşağı çay taşı,
çatıktır yârin kaşı.
Her hatrıma gelende,
dökerim kanlı yaşı.
Siyah üzüm kalburda,
herşey vardır sabırda.
Herkesin yâri burda,[48]
benim yârim taburda.
Fidan diktim söküldü,
yaprakları döküldü.
Herkesin yâri geldi,
benim boynum büküldü.
Bu dağlar ulu kaldı,
kuş uçtu yavru kaldı,
Herkesin yâri geldi,
Benim ki nerde kaldı.
Dereler bucak bucak,
ot biçtim kucak kucak.
Herkesin yâri geldi,
gelmedi bizim nacak.
Bugün ben neler gördüm,
yâr saçın böler gördüm.
Hiç bakmazdı yüzüme,
hamdolsun güler gördüm.
Karşıda görünürsün,
al kürke bürünürsün.
Isıtmam seni tutsun,[49]
ne şirin görünürsün.
Bu benim manilerim,
karardı gemilerim.
İçerden anam ağlar,
dışardan emilerim.
Karşıdadır çeperler,
yıkılsa da yaparlar.
İçerden ateş almış,
dışardan su serperler.
Aşık der yanan ağlar,
derde dayanan ağlar.
İki baş bir yastıkta,
evel uyanan ağlar.
Bahçelerde ibrişah,
boyu uzun kendi şah.
İki gönül bir olsa,
ayıramaz padişah.
kuş kayadan el eder,
eşine gel gel eder.
İki gönüyl bir olsa,
dağı taşı yol eder.
Bahçelerde mor hıyar,
boyun boyuma uyar.
İkimiz de bir boyda,
ayırmaya kim kıyar.
Altın dişim kanadı,
sevda bana yaradı.
İkimizin sevdası,
bir kazanda kaynadı.
Bisiklet geri geri,
gel yârim beri beri.
İkimizin sevgisi,
geçen bayramdan beri.
Gelin orak biçiyor,
suyu nerden içiyor.
İkindinin güneşi,
mor fesinden geçiyor.
Deniz üstü mülâyim,
ben kimlerin olayım.
İstemediğim yere,
nasıl gelin olayım.
Çayır çise, su ince,
su serperler pirince.
İnsanın aklı gider,
sevdiğini görünce.
Ağlasam işitilmez,
kimse derdimi bilmez.
Kalbimin acısını,
dert siler, derman silmez.
Duman duman üstüne,
duman karın üstüne.
Kar Mevlayı seversen,
yağma yârin üstüne.
Al elmayı dişledim,
dört yanı gümüşledim,
Kardeş geldi vermedim,
yar geldi bağışladım.
İp attım ucu kaldı,
tarakta kücü kaldı.
Kardeş gitti gideli,
yürekte acı kaldı.
Göl kenarı çim tutar,
çim yolunur kum tutar.
Kardeşsiz bacıların,
tabutunu kim tutar.
Mektup yazdım karadan,
dağlar kalksın aradan.
Kavuşmaya çare yok,
kavuştursun Yaradan.
Giderim Van'a doğru,
yolum İran'a doğru.
Kes başım kanım aksın,
kadir bilene doğru.
|