formats

Ömrünüzce dinlediğiniz müziği yeniden gözden geçireceksiniz!

Kraliyet madalyalı genç piyanist Peter Jablonski 3 Mart’ta CRR’de!

“Vahşi ton ve oktavların tasmasını çözerek yerlerine his, arzu ve tutku dolu gizemli bir ahenk getirdi”  (The New York Times)

“Müziğin ruhunu yücelten nazik ve ilham veren tonaj. Tüm nüanslarıyla parça parça ritmleri ve farklı şiddetiyle müziği canlı tutmayı başarıyor. Konçertonun teknik zorlukları onu korkutmuyor. Ek olarak sanatsal ve müzikal bakışı performansın hatırlarda yer etmesini sağlıyor.” (Daily Telegraph, Londra)

Washington Post’un “Yaşamınızda bir veya iki defa karşılaşabilirsiniz. Ömrünüz boyunca dinlediğiniz müziği yeni baştan tanımlamanıza neden olabilecek bir virtüöz” dediği, genç yaşına rağmen 22 albümü bulunan ve 5 kıtada konserler veren, İsveç Krallığı ‘’Litteris et Artibus’’ madalyası taşıyan piyanist Peter Jablonski, 3 Mart akşamı saat 20.00’de Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’nda sahne alacak. Konseri Hakan Şensoy yönetecek.

Armağan Durdağ’ın 3 Mart 1975 isimli eserinin ilk seslendirilişinin gerçekleşeceği konserde ayrıca Gershwin’den Fa Majör Piyano Konçertosu ve Çaykovski’den Op.74 Senfoni Si minör No.6 “Patetique”seslendirilecek.

 

30.00 – 25.00 -15.00 ve 10.00 TL olan konser biletleri CRR Konser Salonu Gişesi ve Biletix’te!

 

Peter Jablonski:

 

Çok küçük yaşlarda çaldığı Beethoven 1. piyano konçertosu ile ülkesi İsveç’in Harika Çocuğu ünvanını kazanan Jablonski, 18 yaşındayken yurtdışı konserlerine başladı. İsveç ve Danimarka Radyo Orkestraları eşliğinde verdiği konserlerin ünü yayılınca Vladimir Ashkenazy tarafından Gershwin Piyano Konçertosu’nu Decca için kaydetmek üzere davet edildi. Bu kayıttan sonra Jablonski, uluslararası platforma taşındı. Decca tarafından yayınlanan, Bir Paganini Teması Üzerine Rachmaninov Rhapsodisi ve Shostakovich 1. Piyano Konçertosu Edison Ödülü’nü aldı. Deutsche Grammophon için Anne Sofie von Otter ve Bengt Forsberg ile Chaminade çalışmalarını kaydetmek üzere stüdyoya girdiği albüm 2002 yılında Gramophone Ödülü’nü aldı. 2005 yılında İsveç Kralı, Jablonski’ye ‘Litteris et Artibus’ Madalyası verdi. 1998 yılında Varşova Sonbahar Festivali’nde Orpheus Ödülü’nü aldı. Jablonski, dinamik cazibesi ile izleyiciyi büyüleyerek beş kıtada konserler veriyor. Sanatçının bugüne kadar yayınlanmış 22 albümü bulunuyor.

Popularity: 4% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde İsmail Acar’ın “Aşk” Adlı Retrospektifi

Published on 07 Şubat 2012 by in Sanat

Türk resminin usta isimlerinden, 20. sanat yılını kutlayan  İsmail Acar’ın ‘Aşk’ adını taşıyan retrospektifi, yine 20. yaşını doldurmuş Çırağan Sarayı’nın Sanat Galerisi’nde  sanatseverlerle buluşuyor.

60 eserin yer alacağı bu özel sergide İsmail Acar eserlerinden bir seçkinin yanı sıra Çırağan Sarayı’nın baş kahramanlarından olduğu yeni eserler de sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Yeni tablolar, Napolyon III’ün eşi Eugenie’nin, Süveşy Kanalı’nın açılış merasimine giderken 1869’da altı günlüğüne İstanbul’a uğraması, aşk dedikodularının da iç içe geçtiği Sultan Abdülaziz’le görüşmesi ve yapılış aşamasında olan Çırağan Sarayı’nın hamamını ziyaret etmesinden bahsediyor.

Sergi, Çırağan Sarayı’nın giriş katındaki Sanat Galerisi’nde 9 Şubat – 28 Mart 2012 tarihleri arasında günün her saati ücretsiz olarak görülebilir.

Bilgi için: 0212 327 00 12

 

 

Kempinski Hakkında

Popularity: 4% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

İstanbul Hatırası Dizisi Kanal 7′de

Published on 30 Ocak 2012 by in Genel

23 Ocak’tan itibaren Kanal 7 ekranlarında bir hikaye sizlerle beraber: İstanbul Hatırası.

Demir Ailesinin taşradan İstanbul’a göç etmesiyle başlayan bir öyküdür.

Ekonomik güçlükler, arazilerin ve marangozhanenin aileyi artık geçindirmemesi ve taşradaki sıkışmışlık zorlamıştır aileyi göçe. Son olarak yaşadıkları oğulları Ahmet in Celal ağa nın nişanlı kızı Selma yı kaçırması, aileyi göçe zorlamıştır. Torunlardan Sultan ın İstanbul’da Tıp Fakültesinde okuyor olması da göç kararını kolaylaştırmıştır.

İstanbul Beykoz’da, lüks villaların, iş merkezlerinin olduğu bir yerde Yakup un  İstanbul daki arkadaşı Rafet in  yardımıyla buldukları iki katlı gecekondu türü bir binada kirayla oturan

Aile, önceleri birbirine kenetlidir. Ancak zaman içinde farklılaşacak, birbirlerine yabancılaşacak, ayrılıklar, kavgalar baş gösterecektir.

Yakup Dede, gençliğinde, , İstanbul’a çalışmaya gitmiştir. Orada çeşitli işler yapmış ve Türkan adında bir kadınla ilişki yaşamıştır. Bu ilişkiden bir oğlu olmuş, adına da Hasan  demiştir.

Ve  yıllarca saklı kalan bir sırrın açığa çıkmasıyla değişen hayatlar.

İstanbul’un taşı toprağı altın mı, yoksa ateş mi…  Bir ailenin İstanbul’da verdiği zorlu yaşam mücadelesi Kanal 7 ekranlarında izleyiciyle buluşacak.

Yönetmen: Tulip Karamanbey

Oyuncular: Murat Soydan(Yakup), Umut Özkan(Ahmet), Sevinç Kumaş(Selma), Bestemsu Özdemir(Sultan), Bora Atabey(Deniz), Özcan Varaylı(Salim), Nihan Özcan(Neslihan), Barış Yapıcı(Servet), Tuvana Çeviker(Meltem), Damla Debre(Eda), Meral Küçükerol(Türkan), Kaan Ertam(Hasan), Şahin Genç(Rafet), Rıza Leki(Mert), Elif Tığlı(Tülay), Oğuzhan Turan(Ali)

Yapım: Yeditepe Yapım.

 
 

Popularity: 4% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

Yazmak İstiyorum Hem de Delicesine

Published on 08 Aralık 2011 by in Şiir

Deli gibi yazmak geliyor içimden deli gibi hem de
Ama susuyorum nedense, susarak yazmak
İstediğim bu sanırım susmak ve yazmak
Susuyorum….

Artık yazmak da gelmiyor içimden
Sadece karalamak….

Popularity: 11% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

Notos’un Aralık’10-Ocak’11, 31. sayısı çıktı

Latin Amerika Edebiyatı

Dünyanın kesik damarlarına yolculuk…

Jorge Luis Borges, Gabriel García Márquez, Carlos Fuentes, Julio Cortázar, Mario Vargas Llosa, Juan Rulfo, Eduardo Galeano, Isabel Allende, Laura Esquviel, Roberto Bolaño, Cervantes, Luis Buñuel

Edebiyatımızın önde gelen dergilerinden Notos, Aralık-Ocak, 31. sayısının kapak konusunu Latin Amerika Edebiyatı olarak belirledi. Notos, bir Latin Amerika Edebiyatı sayısı yapma düşüncesinin, edebiyatseverlerin hep yakından izlediği, sevdiği pek çok yazarın bir arada bulunması yüzünden oldukça güç olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla hem olabildiğince bütünü nitelikli biçimde değerlendiren, hem de seçilmiş uçlarını öne çıkaran, bilinenlerin yanında bilinmeyenleri anlatan bir dosya tasarlamış Notos. Bu sayıda Eduardo Galeano ile sanki Notos için yapılmış bir söyleşiyi de ilk kez yayımlanıyor. Hem temel olanı yansıtmaya, hem de ilgi çekici yazılar ve söyleşileri bir araya getirmeye çalışan dosyada yazıları ve söyleşileri yer alan yazarlar: Adnan Özer, Semih Gümüş, Deniz Gündoğan, Eduardo Galeano, Roberto Bolaño, Raymond Leslie Williams, İnan Çetin, Gabriel García Márquez, Maria Vargas Llosa, Luis Buñuel, Engin Beksaç.

Notos’un bu sayısının söyleşisi şiirimizin 1980’den önceki son büyük kuşağına eklenen en genç ve 1970’lerin özellikle ikinci yarısından sonra en çok dikkat çeken şairlerinden Alova ile. Bu sayısının ikinci söyleşisi de 30. yılını kutlayan Can Yayınları ile. Can Öz, Semih Gümüş’ün sorularını yanıtladı: “Israrcı bir edebiyat yayıncısıyız ve kendimizi görmek istediğimiz yerdeyiz.”

Notos‘un sürekli yazarlarından Murathan Mungan da “Kâğıt Gemiler” ile yazılarını sürdürüyor. Şavkar Altınel “Ufak Tefekler”de Enis Batur’un son kitaplarından 60mm Dizüstü Meşkler ve İçcep Meşkleri’nin izinden gidiyor.

Günlerin Getirdiği bölümünde Nedim Gürsel komünist, dadacı ve gerçeküstücü şair Aragon’un hayatını ve kadınlarını, giderek gönül serüvenlerini, Venedik’te Nancy Cunard ile yaşadıklarını anlatıyor “Venedik’te Biten Aşklar” yazısında.

 

Notos Aralık-Ocak 2011, 31 • 10 TL • 19,5*27cm 144 sayfa 90 gr birinci hamur kâğıda basılı

 

NOTOS

NOTOS KİTAP YAYINEVİ

info@notoskitap.com Tel 212 243 49 07 – Faks 212 252 38 05 – notoskitap.blogspot.com

Popularity: 6% [?]

 
Tags: ,
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

Şimdi Günah

Published on 15 Kasım 2011 by in Şiir

Şimdi günah ya isyan, küfretmeden kelimeleri sıralamak günah ya
Bana bir yol göster hocam, dilimi çözsün sözcükler
Aksın, hedefini bulsun ama içinde isyan olmasın
Herkes duysun ama kimse alınmasın, incinmesin, sızlanmasın
Fırtına olmasın ama deniz taşsın, rüzgar savursun herşeyi
Beynim çıldırsın ama düşüncelerim pare pare olmasın, süs süs
Bana bir yol göster hocam
Herşey olsun ama şimdi günah olmasın.

Popularity: 6% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde Ergin İnan – Emiel Hoorne – Enk De Kramer Sergisi

Published on 25 Ekim 2011 by in Kültür

İstanbul, 24 Ekim 2011; Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nden bir uluslararası sergi daha: Ergin İnan ve Belçikalı sanatçı dostları Emiel Hoorne ve Enk De Kramer’in eserleri 5 Kasım 2011’den itibaren ziyaretçilerini bekliyor. Açılış tarihi başlangıçta 1 Kasım 2011 olarak belirlenen sergi, Çırağan Sarayı’ndaki yoğunluk sebebiyle 5 Kasım’a ertelendi.

İnsan figürleri, böcekler, kelebekler, gözyaşı damlaları gibi nesneler ve yazıyla bütünleştirdiği kompozisyonları, felsefe oluşturacak bir temel üzerinde betimlenerek, ikonografik ve kültürel imgeler arasında kurulan görsel, simgesel ve mistik ilişkileri yansıtan Ergin İnan desen ve yağlıboya resimleri, Emiel Hoorne dijital işleri ve fotoğrafları, Enk De Kramer ise gravürleriyle bu sergide yer alıyor.

İstanbul’da şimdiye kadar 10’a yakın sergi açan, Türk sanatseverlerin yakından tanıdığı Emiel Hoorne’nin, 2010 yılında İstanbul’da sergilenmiş önemli projesi “Taksim, Oh Taksim” de bu sergiye katılan eserler arasında. Çalışmalarında evrensel gerçeklik illüzyonunu sorgulayıp kültürel göreceliğe hürmet eden bir dünya görüşünü sergileyen ve ülkesinde meşhur bir gravür sanatçısı olan Enk De Kramer’in ise bu Türkiye’deki ilk sergisi olacak.

Bu özel sergi Çırağan Sarayı’nın giriş katındaki Sanat Galerisinde 5 Kasım – 13 Aralık 2011 tarihleri arasında günün her saati ücretsiz olarak gezilebilir. Bilgi için: 0212 327 00 12

 

 

 

Kempinski Hakkında:

 

1897’de kurulan Kempinski Otelleri Avrupa’nın en köklü lüks otel grubudur. Kempinski’nin kusursuz, kişiye özel servis ve mükemmel konuk ağırlamaya dair zengin mirası, mülklerinin ayrıcalıklı ve özgün oluşlarıyla tamamlanmaktadır.

 

Bugün 29 ülkede 66 beş yıldızlı otelden oluşan bir portföye sahip Kempinski, portföyüne Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya’da yeni mülkler eklemeye devam etmektedir. Her mülk, Kempinski markasının gücünü ve başarısını, kişisel mirasını yitirmeden yansıtmaktadır.

 

Kempinski portföyü tarihi simgesel mülklerden, ödüllü şehir otellerinden, olağanüstü kıyı otellerinden ve prestijli rezidasnlardan oluşmaktadır. Her bir otel, misafirlerinin Kempinski markasından beklediği kaliteyi barındırırken lokasyonunun kültürel geleneklerini de kucaklamaktadır.

 

Global Hotel Alliance’ın (GHA) kurucu üyelerinden olan Kempinski, dünyanın en büyük bağımsız otel ittifakıdır.

 

Ek bilgi için irtibat:

Çiler İlhan, Halkla İlişkiler Müdürü ▪

Çırağan Palace Kempinski İstanbul ▪ Çırağan Caddesi 32 ▪ Beşiktaş ▪ 34349, İstanbul

Tel. +90 (212) 259 03 73 ▪ Faks +90 (212) 259 03 72 ▪ ciler.ilhan@kempinski.com

 

Rezervasyon ya da daha fazla bilgi için:

www.kempinski.com/press • www.globalhotelalliance.com

Popularity: 8% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

KELİMELER TERZİSİ..

Kızgın suratlı gergedanları sevmem

Tuzum yaş bu yüzden

Nerde karnı ağrıyan bir bebek görsem

Bende ağlarım

Büzülür uçan halım.

Karanlıklar kolumu tutar

Aydınlık bir rüyaya çarparım özümü.

Bulut mudur kuş mudur havamıdır us mudur

(daha fazla…)

Popularity: 18% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

SINAV..

Published on 08 Ocak 2011 by in Genel, Şiir

Durgun bir ben var bende

Donuk bakışlar var aynadaki ifadesiz yüze

Farkında olmadan ne kadar yorulmuşum oysa daha sadece 18′im

Dizlerimin üstüne çöküp kalıyorum olduğum yerde

Anlam veremediğim o kadar şeyin üstüne …

Sınavdan sınava koştururken ben

Yaşadığım hayat bana başka sınavlarda sunuyor önüme,  peki

Hangisine çalışmalı?

(daha fazla…)

Popularity: 12% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

ÇOK ŞİZOFREN BİR AŞK

Published on 08 Eylül 2010 by in Genel, Şiir

Çok şizofren bir aşk bu
Ersöz’den alıntılanan
Mektubu henüz yazılmamış
Yazılmamış çünkü okuyanı yok
Oysa anlatılması gerek uzun uzadıya
Dem vurulması gerek, biraz felsefe, biraz mitoloji gerek
(daha fazla…)

Popularity: 18% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

TURKUAZ MELANKOLİ

Yeşillikler
Kırmızı çatılarda güneş ısıtıcıları
Araba yıkayan etnik
Kısacık etekler-Enva-i çiçekler
Beyaz mor sarı ve daha niceleri
Bir senfoni serenomisi kuşlar
Balkondan sabah ezanı zeytinleri izinsiz götüren kargalar
Ve denizden bir bulut gibi dalga dalga
Üzerimize aydınlığını dökerek yükselen sabah..

(daha fazla…)

Popularity: 22% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
1 Comment  comments 
formats

BETİMLEME

Tatlı bir telaş ruhumda
Yüreğimin sesinde kızıl kıyamet
Üzerime geliyor dev binalar
Yanıbaşımda boynunu bükmüş alicenap çınar
Edalı bir çocuk gibi kuşkonmazlar… (daha fazla…)

Popularity: 19% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
1 Comment  comments 
formats

Aç Yüreğini

Published on 12 Haziran 2010 by in Şiir

Aç yüreğini
Kızılca kıyamet kopmaz
Sevebildiysen övünç duy
Korkma bisey olmaz.

Popularity: 4% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

KALIPLARIM BUZDAN HEYKEL

Farkındayım artık dizeler nasıl değişiyor..
Nasıl sıyrılıyor kabuğundan
Nasıl renklileşiyor harfler
Anlamlar nasıl farklılaşıyor
Dizilim gelişim iç bilgelik
/Orijinallik/ Özerklik/ Değişim/Evrim
Embrace/
Inspiration/
Özgürlük,yumurtadan civciv çıkarmak ve ya bir damlacık sezgi
(daha fazla…)

Popularity: 29% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

BİTMEYEN GÜL KOKUSU

Varlığın,varlığımız oldu tuttu ellerimizden
Mavi gök kondu bir güvercin gibi minberine
Grift bilmecelerdi sorulan sualler Ey Can !
Tatlı tebessümün çözdü bütün dertlerimizi..

Sözlerin ilahi bir söylem
Andıkça adını sararır benzimiz /tutulur nutkumuz
Varlığın ebedi bir nûr / sönmeyen tutkumuz
Bitmeyen bir gül kokusu oldu hayatımızda..

Konuşurdun Ey Sevgili Resul !
Bahçeden önce , yüzünde açardı nadide güller
Hurma dalları arasından sessizce gelirdi güneş
Meltem olur serinletirdi sinemizi..

Adını anmak hayatımızın bereketi
Veçhin rüyalarımızı süsleyen en nadide çiçek
Bir sade sünnetinden bahsetmek
Sevincimizi artıran bayramdı Ya resulallah.

(daha fazla…)

Popularity: 30% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
1 Comment  comments 
formats

İÇİNDE BENİN OLMADIĞI BENLER

Published on 24 Şubat 2010 by in Genel, Şiir

Şimdi kor bu ben, kendim; ve sen yoksun ya gerçekten
Neler neler yok olur hayatımda bir bilsen
kırk katır mı kırk satır mı bana dersen, ikisi de derim
kendim buldum ya kendim ederim, koy ki ‘etti buldu’ desinler
yemin ederim, kaç kefaret gerekirse gereksin, al işte
içimde kaç dönüşü olmayan gidiş varsa o kadar dönüşüm vardır sana

(daha fazla…)

Popularity: 48% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
3 Comments  comments 
formats

YAZGISINI YARINA ERTELEYEN ŞAFAK

İşte içimde tutuşan saman alevi
Yazgısını yarına erteleyen şafak
Kin kokan merhaba /ateşi zemheriye dönen ocak
Köşede mahzun sardunya
Dalları renge bulanmış.
 
Koca derviş Yunus
Aziz Mahmut Hüdaî /karşı kıyıda yuşa
Kış çıkıp gitti odamızdan
Ruhumuz nurdan heykel
Yüzümde temmuz sıcağı.
 

(daha fazla…)

Popularity: 31% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

KUMUNDA TUZ TANELERİ

İstanbul’u beklerim her akşam kıyılarında
Uysal boğaz mavisi olur bakışlarım
Yakamoz koyarım avuçlarıma
Sıyrılır ruhum bedenimden
Dostların hiç haberi olmaz..
 
Rumeli Kavağında eser bir deli poyraz
Gelir aklıma Kanlıca da cinci Niyazi
Kandillide sönmeyen kandil olurum.
Damlar yıldızlardan bin çeşit ışıklar gözüme
Yüreğim bi-perva/ Rüzgâra inat /
Duygularım yedi tepede /
savrulurum..
 

(daha fazla…)

Popularity: 32% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

KARACAAHMET

Serviler yalnız değildir: Girift bir hüzün kokar
Eteklerinde sessizdir dostlar.
Zaman narin bir kuştur hep konar dallarına
Düşerken her gün yeni ömürler sessiz tarlalarına 
Minik tepelerine uğrar asude mevsimler
Zemheri çökse kıyılarına hem kar yağsa üşümez burada eller
Burada bir garip yazılır bir garip anılır isimler/

(daha fazla…)

Popularity: 31% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments 
formats

SENSİZ NE YAZSAK BE İSTANBUL

Islatmakta bizi bir can gibi Çamlıca’dan gelen yağmur
Titremekte kalbimiz seni andıkça her dem Topkapı
Bir alev olmada ruhumuz değişmede kandillide ufuk
Sen ki gönlümüze nurdan bir taht kurdun
Sensiz ne yapsak be İstanbul..
 
Keşmekeş duygular nedendir hep geceleri misafirimiz olur/
Yıldızların yanıbaşımızda avare turkuaz
Tutarak gündüzlerin aydınlık perçeminden
Gelir oturur yanımıza tarifsiz sıska yalnızlık

(daha fazla…)

Popularity: 32% [?]

 
 Share on Facebook Share on Twitter Share on Reddit Share on LinkedIn
No Comments  comments